Diz Kireçlenmesinde PRP Kimlerde Daha Etkili? Yeni Araştırma “Doğru Hasta” Sorununa Odaklanıyor

Diz osteoartritinde PRP tedavisi son yıllarda en fazla araştırılan ortobiyolojik uygulamalardan biri haline geldi. Çok sayıda çalışma PRP'nin bazı hastalarda ağrıyı azaltabildiğini ve diz fonksiyonlarını iyileştirebildiğini gösteriyor. Ancak klinikte hepimizin bildiği önemli bir gerçek…

Diz Kireçlenmesinde PRP Kimlerde Daha Etkili? Yeni Araştırma “Doğru Hasta” Sorununa Odaklanıyor
İçindekiler
  1. Yeni araştırmada ne yapıldı?
  2. Kronik hastalık yükü neden önemli olabilir?
  3. Diyabeti veya fazla kilosu olanlarda PRP işe yaramaz mı?
  4. Çalışmadaki şaşırtıcı sonuç: ücret arttıkça sonuç neden daha iyi?
  5. PRP araştırmalarında paradigma değişiyor
  6. Gelecekte hangi ölçümler yapılabilir?
  7. Bu araştırma bugün kliniği değiştiriyor mu?
  8. Sonuç

Diz osteoartritinde PRP tedavisi son yıllarda en fazla araştırılan ortobiyolojik uygulamalardan biri haline geldi. Çok sayıda çalışma PRP'nin bazı hastalarda ağrıyı azaltabildiğini ve diz fonksiyonlarını iyileştirebildiğini gösteriyor.

Ancak klinikte hepimizin bildiği önemli bir gerçek var:
Her hasta PRP'ye aynı şekilde yanıt vermiyor.

Bazı hastalar aylarca belirgin rahatlama bildirirken bazı hastalarda etki sınırlı kalabiliyor.

Bu nedenle PRP araştırmalarında giderek daha önemli hale gelen soru artık yalnız:
“PRP işe yarıyor mu?”
değil.
Asıl soru:
“PRP hangi hastada daha iyi işe yarıyor?”
2026 yılında yayımlanan yeni bir çalışma bu soruya odaklanıyor.

Yeni araştırmada ne yapıldı?

Burke ve arkadaşlarının çalışmasında semptomatik diz osteoartriti bulunan 199 hastadaki toplam 209 ilk PRP enjeksiyonu değerlendirildi.

Hastaların ortalama yaşı 65'ti ve enjeksiyonların yaklaşık 'ü kadın hastalara uygulanmıştı.

Araştırmacılar hastaların PRP uygulamasından sonraki 3–6 aylık klinik sonuçlarını inceleyerek hangi faktörlerin olumlu tedavi yanıtıyla ilişkili olduğunu araştırdı.

Çalışmadaki hastaların yaklaşık 'i responder, yani belirgin klinik iyileşme gösteren grup olarak değerlendirildi.

Kronik hastalık yükü neden önemli olabilir?

Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, yaşam tarzıyla ilişkili kronik hastalık yükü daha düşük olan kişilerde PRP'ye olumlu yanıt olasılığının daha yüksek olmasıydı.

İkiden az bu tür kronik hastalığı bulunan hastalarda olumlu yanıt olasılığı yaklaşık iki kat yüksek görünüyordu.
Bu sonuç biyolojik olarak mantıklı olabilecek bir hipotez oluşturuyor.

Obezite, diyabet, metabolik sendrom ve diğer kronik metabolik hastalıkların vücutta düşük düzeyli kronik inflamasyonla ilişkili olabileceğini biliyoruz. PRP'nin etkisinin de yalnız platelet sayısından değil, plateletlerin taşıdığı büyüme faktörleri, sitokinler ve inflamasyonu düzenleyen biyolojik mediatörlerden kaynaklandığı düşünülüyor.

Dolayısıyla hastanın sistemik biyolojik ortamının PRP'nin etkisini değiştirmesi teorik olarak mümkün.

Ancak burada çok önemli bir ayrım yapmak gerekir.

Diyabeti veya fazla kilosu olanlarda PRP işe yaramaz mı?

Hayır, bu çalışmadan böyle bir sonuç çıkarılamaz.
Çalışma retrospektif bir gözlemsel analizdir.
Bir ilişkinin görülmesi, tek bir hastalığın PRP'nin başarısız olmasına neden olduğunu kanıtlamaz.
Örneğin iki hastada aynı derecede diz osteoartriti olabilir; ancak yaş, kilo, fiziksel aktivite, diyabet kontrolü, OA evresi, kullanılan PRP'nin platelet dozu ve rehabilitasyon programı birbirinden tamamen farklı olabilir.
Bu nedenle “şeker hastalığı varsa PRP etkisizdir” gibi kesin ifadeler bilimsel olarak uygun değildir.
Daha doğru mesaj şudur:
Toplam metabolik ve kronik hastalık yükü, PRP tedavisinin başarısını etkileyebilecek faktörlerden biri olabilir.

Çalışmadaki şaşırtıcı sonuç: ücret arttıkça sonuç neden daha iyi?

Araştırmada daha yüksek cepten ödeme yapan hastalarda daha iyi PRP yanıtı ile ilişki görülmesi oldukça dikkat çekici.
Ancak bunu:
“Daha pahalı PRP daha iyidir.”
şeklinde yorumlamak ciddi bir hata olur.
Çünkü ödenen ücret PRP'nin biyolojik kalitesini doğrudan göstermez.
Gelir düzeyi, sağlık hizmetine erişim, tedavi merkezi, eğitim, hasta beklentileri, rehabilitasyona uyum ve genel sağlık durumu gibi çok sayıda faktör bu ilişkinin arkasında olabilir.
Nitekim yine 2026'da yayımlanan başka bir çalışma PRP tedavisine erişimin gelir, sağlık merkezine uzaklık, yaş, sosyal dezavantaj ve coğrafi bölge gibi değişkenlerden önemli ölçüde etkilendiğini gösterdi.
Dolayısıyla ekonomik değişkenleri biyolojik tedavi etkinliği gibi yorumlamak doğru değildir.

PRP araştırmalarında paradigma değişiyor

PRP literatürünün ilk dönemlerinde en sık sorulan soru şuydu:
PRP mi, kortizon mu?
Daha sonra:
PRP mi, hyalüronik asit mi?
Ardından araştırmalar:
Tek doz mu, üç doz mu?
Lökositten zengin mi, fakir mi?
Kaç platelet verilmelidir?
gibi sorulara yöneldi.
Şimdi ise bir sonraki aşamaya geçiyoruz:
Doğru PRP'yi doğru hastaya verebilir miyiz?
Bu, kişiselleştirilmiş ortobiyolojik tedavinin temelini oluşturabilir.

Gelecekte hangi ölçümler yapılabilir?

İdeal bir prospektif PRP çalışmasında yalnız VAS ve WOMAC ölçmek yeterli olmayabilir.
Hastanın:
• yaşı ve BMI'si,
• OA evresi,
• diyabet ve metabolik sendrom durumu,
• HbA1c,
• sistemik inflamasyon göstergeleri,
• kas gücü,
• fiziksel aktivitesi,
• PRP platelet ve lökosit konsantrasyonu,
• uygulanan toplam platelet dozu
birlikte değerlendirilebilir.
Böylece “ortalama hasta” yerine gerçek PRP responder fenotipi tanımlanmaya başlanabilir.

Bu araştırma bugün kliniği değiştiriyor mu?

Tek başına hayır.
Çünkü retrospektif bir çalışma tedavi seçimini değiştirecek düzeyde kesin kanıt sağlamaz.
Ancak klinik araştırmaların yönünü değiştirebilecek önemli bir mesaj veriyor:
PRP'nin başarısı yalnız hazırlanan tüpte değil, hastanın biyolojisinde de saklı olabilir.

Sonuç

Yeni çalışma diz osteoartritinde PRP tedavisinden sonra hastaların yaklaşık 'inde belirgin klinik yanıt görüldüğünü ve daha düşük kronik hastalık yükünün daha olumlu tedavi yanıtıyla ilişkili olduğunu gösteriyor.
Ancak bu veriler belirli kronik hastalıkların PRP için kontrendikasyon olduğu anlamına gelmiyor.

Asıl bilimsel mesaj daha güçlü:
Geleceğin PRP tedavisi muhtemelen “her hastaya aynı enjeksiyon” yaklaşımından, hastanın biyolojik ve klinik özelliklerine göre kişiselleştirilmiş ortobiyolojik tedaviye doğru ilerleyecek.

Bugün akademik olarak özellikle Burke ve arkadaşlarının responder çalışmasını takip listesine alırdım. PRP çalışmalarında komorbidite ve metabolik fenotipin bağımsız değişken olarak planlanması açısından doğrudan kullanılabilecek güncel bir referans.

MA
YAZAR

Doç. Dr. Mehmet Albayrak

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı

Ortopedi ve travmatoloji alanında tanı, tedavi ve cerrahi yaklaşımlar hakkında güvenilir sağlık bilgileri sunar.

Online Randevu Al